Süha UZUN / Blog

Ballıkayalar Kanyon Geçişi - Dağcılık

2014-04-29

Süha UZUN

Süha UZUN, Enes BAYRAKTAR

Ellerimle masadaki işlerimi bir kenara iterek geç kalınmış bir yazıya başlayacağım, yazım son yaptığım faaliyet ile ilgili olacak, aslında şehrin içerisinde olsanız da burnunuzun dibinde duran doğaya kaçışın size ne kadar yakın olduğunu göreceksiniz. Tabi ki bu doğa İstanbul gibi metropol bir şehirde bulunabiliyorsa Anadolu'nun diğer şehirlerinde doğaya ulaşmanın daha kolay olacağını düşünüyorum.

Ballıkayalar Tabiat parkı Kocaeli ili Gebze ilçesinde bulunan Tavşanlı köyü yakınlarında yer almaktadır. Gebze'ye 8 km olan bu kanyon İstanbul'a yakın olmasından dolayı şehir hayatından sıkılanlar için tercih edilen bir bölgedir.

Bölgenin dağcılar için ayrı bir önemi vardır. Ballıkayalar sağlam kayalardan oluştuğundan tırmanışa elverişlidir. Türkiye de adı dağcılıkla anılan çoğu sporcu burada tırmanış yapmaktadır.Bu bölgede ben de 2010 yılında bir tırmanış yapmıştım. Bir dahaki gelişim anca bu günü buldu.

Ballıkayalar faaliyetini duyduğumda sevindim, uzun zamandır merak ettiğim bir havzaydı, aslında bana çok yakındı ama bir o kadar da uzaktı.

Faaliyeti Mimar Sinan Üniversitesi Dağcılık Kulübü gerçekleştiriyordu.

Faaliyete 29.04.2014 tarihinde saat 07:00 de Mimar Sinan Üniversitesi Kabataş Fakültesinden başladık.

Saat 08:30 gibi Gebze den Tavşanlı köyüne giriş yaptık, Tavşanlı köyünde eksiği olan arakadaşlar eksiklerini giderdikten sonra yola devam ettik, aslında kanyon girişi çok yakındı ama bu kez ters köşeye yattık, çünkü bu kez çıkış yapılan kısımdan Tavşanlı köyüne doğru ilerleyecektik, yani su yatağının aktığı yöne doğru gidecektik.

O yüzden 20 dakikalık yol daha gittik ve düz bir araziye vardık, araçtan inerek son kontrollerimizi yaptık, yolculuğumuzun sonuna kadar bizi takip edecek olan iki köpekle karşılaştık ve Ballıkayalar ters kanyon geçişi için yürümeye başladık.

Geçtiğimiz alanlar hakkında sizlerle biraz bilgi paylaşmak istiyorum, bölge sulak bir alan içerisinde ama çevrede bulunan fabrikalardan dolayı suyun temiz olup olmadığı hakkında endişem var, o yüzden size tavsiyem yanınıza su almanız, kanyon geçişi boyunca musluk görmedim, bölgede tarım yapan yani zamanında tarım yapıldığını düşündüğüm bir kaç bölge üzerinden geçtim bir taş ev ve bir tahta ev ile karşılaştım belki onların yanında su bulunabilir tam emin değilim.

Kanyon hattını 3 'e ayırmak gerekirse suyun akış yönüne doğru ilerlediğimizi varsayarak zorluk derecesini ve bölge yapısını şöyle anlatabilirim;

İlk kısım ciddi anlamda çalılıktan oluşmakta, sık çalılar ve kekik kokuları arasından geçiliyor. O alan biraz daha ulaşılabilir olduğundan halktan kişiler görebilirsiniz, köylünün o kısımda tarlaları var. İlk kısımda ufak tefek dere geçişleri var bu da faaliyeti zevkli kılıyor. Bölgede bazı yerler gevşek topraktan oluşmakta bunda köylünün de katkısı büyük, yürüken çapalanmış toprağa basmadan geçmeniz için biraz dolaşmanız gerekiyor. Yürüyüşümüz ilk kısımda az fotoğraf çok yürüyüş gibi geçsede orta kısımda durum biraz değişiyor keyifli yolculuk biraz daha zorlu bir yolculuğa dönüşüyor. Benim düşüncem gidilmesi zor olan yerlerin daha güzel olduğu doğrultusunda, bu gezimizde de bu düşüncemi kanıtlamış oldum.


İlk olarak gürül gürül bir ses duyarak heycanlanıyorum, bu ses bir şelale sesine benziyor. Yaklaştıkca bir havzaya dökülen suyu görebiliyorum, başta da dediğim gibi İstanbula yakın bir cennetteyim. Arkadaşlar biraz fotoğraf çekiyor biraz göz doygunluğunun ardından yürümeye geçiyoruz. Özellikle belirtmem gerekir ki bölgede geniş bir havza geçiyoruz. Bu bahsettiğim kesim kamp kurmak için ideal. Bol bol çayırlık. Çayırlığın ortasında akan suya yaklaştım ve dikkatli baktığımda derenin içerisinde balık gördüm bu da beni heyecanlandırdı, gittiğim yerlerde ki akarsularda alabalık görmek gerçekten güç, biraz da yağmurun çiselemeye başlaması suyun dere içine oksijen taşımasından olsa gerek balıkları su yüzeyine çıkmasına neden oldu.


Bu alandan sonra artık kanyon girişine gelmiştik ciddi anlamda zorlu etaplardan geçmemiz gerektiğini bilmiyorduk ama geçebileceğimizi düşünerek hazırlıklı gelmiştik. Yağan yağmurlar suyu yükselttiğinden geçiş yapabileceğimiz yerler çoktan sular altında kalmıştı, yeni filiz dalları suyun içinde geziniyordu. Bazen kaya üstlerinden sekerek bazen de kayalara paralel giderek kanyonun orta kısmına ulaştık. Bu kısımda büyük bir şelale vardı, şelale ciddi bir su havuzu oluşturmuş, burada yemek yeme kararı aldık ve yemek için hazırlığa konulduk, hafif yağmurdan korunmak için bir kayanın altına girdik, daha önce belli ki burada tırmanış yapılmıştı, kayada Bold'lar mevcuttu (yaz günlerinde tırmanış için çok keyifli bir rota olabileceğini düşünüyorum, sıcak vücudunuza soğuk duş yaptırmak istiyorsanız şelalenin yanındaki bu rotayı deneyin derim.) orada dinlenip karnımızı doyurduktan sonra yola devam ettik.

En zorlu geçişi bu bölgede yaşadık, ekip liderinin belirttiğine göre daha önce bir ağacın olduğu ve ona tutunarak kayaların üzerine inip devam edilen bir bölgeden ilerlediklerini söyledi, fakat orasıda suların azizliğine uğramış, o yüzden solumuzda büyük şelale kalacak şekilde kayalara tırmanmaya başladık, sol tarafımız şelalenin oluşturduğu havuza doğru tehlikeli olduğundan oldukça temkinli tırmandık, bu kesim kanyon çıkışına kadar ciddi zorlayıcı bir bölgeydi, bölge üzerinden geçince sağda kalan sık çalılara sürterek geçmek zorunda kaldık, gevşek toprak bu kısımda ekibi baya zorladı, suyun sağından ilerlerken yol ilerleyemez duruma geldi ve suyun sağından soluna doğru geçtik, kayalardan geçerken ayaklarımız ıslandığından biraz çileye dönüşecek gibi olsa da açan güneş yüreğimize su serpti.

Orta bölümün sonundaydık, bu bölümün sonunda da zorlu bir bölge geçtik ilk şelaleden daha yüksekten dökülen bir şelaleyle daha karşılaştık, bölgede 3 büyük şelale olması beni şaşırttı, şelale sağımızda kalacak şekilde bu sefer diğer şelalede tırmandığımızın tersine soldan tırmanarak yukarı çıktık. Artık son bölüme ulaşmıştık, bu kısım diğerlerine nazaran daha kolaydı, güneşin ciddi anlamda yüzünü gösterdiği dakikalar fazla oyalanmadan seke seke geçtiğimiz dere yataklarından farkında olmadan baya yol almıştık.


2010 yılında tırmanışa geldiğim bölgeyi gördüm, o zamandan hatırladığım kadarıyla çıkışın en fazla yarım saat olabileceğini düşündüm ve düşündüğüm gibi oldu yarım saate bile kalmadan bekleyen aracımıza vardık(10), çok güzel bir faaliyeti de burada noktalamış olduk, bakalım bir daha ki gelişimde Ballıkayalar da neler değişecek?

Ballıkayalara gitmemize vesile olan bizi kanyondan geçiren Mimar Sinan Üniversitesi Dağcılık Kulübü'ne teşekkür ederiz.
 

Blog Kategorileri

...
...

SÜHA UZUN

Boşa harcayacak zamanım yok, elimde kalan zamanımı bir şeyler öğrenmek ve toprakla bağımı güçlendirmek için kullanıyorum...