Süha UZUN / Blog

Sülüklügöl Macerası - 2 - Dağcılık

2016-06-11

Süha UZUN

Süha UZUN, Merve BİLGİN UZUN, Kübra GÖLLÜ, Yarkın ARİHAN, Kerem GÜNDOĞDU

Aracımızı alıp adamların yanına gittiğimizde araçları yolun tam da ortasına oturmuştu, benden araçlarını çekmemi istediler, aracımın altında çok rahatça gözükebilen bir yerde kocaman bir çeki demiri yer alıyor, adamlar kendilerinde halat olduğunu söylediler ben de hay hay dedim. Aracın kapısını açtım ve araçtan inecekken çamurlu bir zemin olduğunu gördüm, o sırada adam ben halatı bağladım dedi. Yarkın yanımda oturuyor, hava kararıyor, endişelerim git gide artıyordu. Halatı adam bağladığı için araçtan inmedim ve vitesi takıp geri gelmeye başladım. İçimden bir ses inip kontrol etmem gerektiğini söylüyordu ama inmedim, bu düşüncelerle boğuşurken ince ince geri gidiyordum ve aracın önünden gelen ses bütün dikkatimi dağıttı. Tamponun kopup aşağı indiğini düşünerek Yarkın?la birbirimize baktık, gözlerimizle çok güzel dilekler ilettik adamlara. Aşağı indiğimde gördüğüm manzara karşısında tamponumu otuz kere feda edebilirdim, adam halatı aracımın radyatörüne bağlamış ve radyatör ayağı çatlayarak su akıtmaya başlamıştı, beynimden aşağı kaynar sular döküldü! Araçların motor bloklarını soğutması için gereken su şakır şakır akıp gidiyor ve biz de öylece izliyorduk, aracı kıpırdatmama kararı aldım ve orada bulduğum bir tahta parçasıyla deliği tıkayarak daha fazla su gitmesini engelledim.

Yolda kalan araç Yarkın telefon çeken bir noktaya ulaşmak için adamlarla yola koyuldu, ki bu da yaklaşık 4 km?ye denk geliyordu. Ben de bayanların yanına giderek durumu anlattım, ufak bir kritik yaptıktan sonra Yarkın?ın yanına gitmeye karar verdik. Kamp malzemelerimizi güvene alarak yola çıktık. Yaklaşık 3 km yürüdükten sonra geri dönüş yolundaki Yarkın ve araba sahipleriyle karşılaştık. Telefonlar edilmiş, yardım istenmişti. Yarkın?a bize yardım edebileceğini düşündüğüm bir arkadaşımın numarasını vermiştim, arkadaşım sabah yanımıza geleceğini fakat pazar günü olduğu için usta getirebilme konusunda emin olmadığını söylemiş. Durumdan çıkmak adına adamların yanından uzaklaşarak kamp alanına gitmeye karar verdik, yapacak pek bir şey yoktu.

Kamp gecemiz umduğunuz kadar eğlenceli geçmese de açık hava sinirlerimizi dizginledi, insan en tehlikeli varlık arkadaşlar, maalesef kamp yeri seçiminde ne olursa olsun ilk bakacağınız şey etrafınızda tanımadığınız bir insan topluluğunun bulunup bulunmadığını kontrol etmek olsun. Karnımız tekrar acıkmaya başladı, köze gömdüğümüz patatesler hazırdı. Sıcak çaylarımızı yudumlarken Kübra bize muz içerisinde çikolata eriterek yeni bir lezzet tattırdı, sonra uykuya geçtik. Sabah kimse uyanmadan aracın yanına gittim, elbette bir şeyler yapabilirdim, başka türlü İstanbul?a kadar nasıl dönecektik. Gittiğimde diğer aracın çıkmış olduğunu gördüm.

Aracın altına yatarak, radyatörden kopan bölgeyi tam bir yuvarlak şekilde zımparalayabilirsem oraya tahta bir çubuk sokabileceğimi düşündüm. Ama nasıl bir tahta o basınçta orada kalacaktı? Aklıma dallarına yeni su yürüyen söğüt geldi, bu dalları ısıtarak şekle sokabilirdim ve bu sayde deliği tıkardım, ısınan su bu dala nüfus ettiğinde ise dal şişip oraya tam bir tıpa gibi tutunabilirdi.

Düşündüklerimi yapmaya koyuldum, bir kaç poşeti üst üste dala dolayarak conta görevi görmesi için kullandım, radyatörü aracın şasesinden yukarı kaldırdım ve zımparalamaya başladım, tam da istediğim boyutta bir delik oluşturmayı başardım, bu deliğe dalı yerleştirip dalla birlikte şaseye oturttum, artık akıtma sorunu olması imkansızdı, basınçtan dalın fırlama sorununu ise dalı radyatör ile şase arasına sıkıştırarak çözdüm, araca su koydum ve su dışarı akmadı. Nasıl mutlu oldum anlatamam :) O sırada Yarkın kalkıp yanıma geldi, ?Arkadaşın sabah geleceğini söylemişti gelmedi mi?? diye sorarken bir araç sesi duydum, işte geldi dedim.

Sağ olsun Kerem tam bir saat uzaklıktaki sıcacık yatağından kalkarak bize yardım etmek için gelmişti. Ama arabayı onarmıştım, sadece yolda çok temkinli olmam gerekiyordu, düşük devirde çok vites geçişi yapmadan ilerlemem gerekiyordu, bu fikirleri bir kenara bırakarak kahvaltı hazırlamaya koyulduk, bayanlar da kalkmış ateşi alevlendiriyordu, kahvaltımızı yaptıktan sonra eşyaları Kerem?in aracına koyarak yola çıktık, Sakarya Akyazı Tem sapağında kontrollerimizi yaptık ve bir sıkıntı olmadığını gördükten sonra eşyalarımızı kendi aracımıza alarak İstanbul yoluna koyulduk. Benim için çok güzel dersler çıkardığım endişe dolu bir faaliyet oldu. Soğuk kanlılıklarından dolayı eşim Merve, arkadaşlarım Yarkın ve Kübra?ya çok teşekkür ediyorum. Pazar sabahı sıcak yatağından kalkıp bize yardıma gelen Kerem?e de oralara kadar yormanın üzüntüsü ve yardıma gelmesinin sevincini bana yaşattığı için ayrıca teşekkür ediyorum.  
 
 

Blog Kategorileri

...
...

SÜHA UZUN

Boşa harcayacak zamanım yok, elimde kalan zamanımı bir şeyler öğrenmek ve toprakla bağımı güçlendirmek için kullanıyorum...